|
Zagor TENAYwrote:
HAYIRLI CUMALAR AHMET KARDEŞ.
TRABZONDAN SELAM VE SEVGİLER.
Mar. 19
|
|
|
Barışwrote:
MAVİLERİ HAPSETTİLER
İçimdeki gariplik gözyaşlarımla akmalı diye bağırıyorum... akmalı. O yabancılık çektiğim, tanıyamadığım, adını koyamadığım, Sen diyesin çaresizlik, ben diyeyim umutsuzluk , Akmalı gözlerimden... Akmalı diyorum , çünkü içimde bir tortu misali, Bir kırık hayal, bir yontuk masal, Güvercinin kanadına taktığım O bin bir renkli umudumun pörsümüş izi duruyor gönlümde... Aksın diyorum göz yaşlarım, Bir parça hedefine varmamış taze rüyalar koparayım yangın bahçemden Hani o yangınları da nereden edindim bilmem, Çaresi , çilesi , derdi, dermanı derken... Dipsiz kuyuların uğultulu boşluklarında buluverdim kendimi. Beyaz kağıtlara , hala, belki de ısrarla karalıyorum, o birkaç satırı... Nedir sen de bilirsin, Okul sıralarında içimizdeki o koca mum ışığı ile ... Sözde karanlığı aydınlatırdı kalemlerimiz... Sonra kırk ikinde yağmurlarıyla beraber ben hala yazıyorum, Ama o dipsiz kuyudan dışarı uzanamıyorlar bu defa... Çaresi, çilesi, derdi, dermanı derken... Kendime kavun içi esrarengizlikler edindim, Bir zamanlar turkuvazlara kenetliydi düşlerimiz, Ben mavinin her tonuna kanadı kırık bir serçe salıverdim, Hani bizim uçamadığımız bulutlara gönderdim onları, Kanatlarına taktığım bir parça umut, bir parça zehir oldu içime, Erimek bilmeyen bir düğüm gibi boğazımda, nefesimi daraltma çabasında şimdi... Bu yüzden ağlamalıyım seccademde, akıtmalıyım göz yaşlarımı... Yağmurların kini insanlardan arındırma çabası gibi, Göz yaşlarımda o boğazımdaki; Düğümü eritme çabasında... Hani uçurtmalarımız tellere takılmıştı bir gün; Sen delicesine ağlamıştın ya, yas edercesine, Ben tellerden mi çekindim bilmem , Ya da gururumdu o gün beni ağlatmayan, Şimdi, keşke sıkıp bileğimi diyorum, Olanca gücümle çekseydim uçurtmamı veya çekebilseydik, O zaman ağlamalıyım diye bağırmayacaktım, belki sen de ağlamayacaktın öylesine... Şimdi o yeşilliklerde uçurtma uçurtmaktan da korkuyorum, Zaten izin de vermiyorlarmış artık...! O mavi kuru, paslı tellerle hapis hayatına sürüklenmiş, Özgürlüğümüzü almışlar yani, söküp yüreğimizi, döktürüp göz yaşlarımızı, Bizi, bizden çalmışlar yani... Çaresi, çilesi, derdi, dermanı derken... İşte o birkaç kağıda , birkaç satırı karalıyorum hala, İtiraf ediyorum; uçurtmam tellere takıldığından beri tek düşüm, tek hayalim, içimdeki o garip istek, maviyi, o umutlarımızı , yarınlarımızı parçalayan, tellerden arındırma hevesi... Ayaklarımız çamurda , aklımız hala bulutlarda değil mi? Yine ezanlarla beraber, sabahın o ürpertici alazında; Göz yaşlarım akmalı diye bağırıyorum, AKMALI İŞTE,.... AKMALI!...…
Mar. 12
|
|
|
Barışwrote:
Ağla Gönlüm Doyamadığın sevgiliye ağla. Sevmeye kıyamadığın yaré,ağla Kaybettiğin o sırma saçlara ağla Ağla gönlüm seni güldürmeyen kaderine ağla Sevgilim sanamı ağlıyayım kaybolan geçmişimemi? Beni ağlatıpta güldürmeyen kara,bahtımamı? Sonu gelmez dediğimiz sevdamızamı? Sensiz yaşayamacığımı söylemiştim Sanmaki yaşıyorum ben şimdi yanlızca ağlamayı. Ve ah,vahlarla yaşayan bir ölüyüm unutmaki Canlılar umut eder hayal kurar ve uyur Bunların hiçbiri yok bende... YÜZÜNÜZDEN GÜLÜŞ KALBİNİZDEN SEVGİ EKSİK OLMASIN. DUALARIMDASINIZ DUALARINIZDA OLMAK İSTERİM. A.E.O.
Mar. 12
|
|
|
Eski bir yazıdan
Harf harf düştün avuçlarıma Gün yüzünü aralayınca bulutlardan Beyaz perdeler çekildi geriye Taşların üstüne dokunan ayaklar Yarım kalmış bir resme bakarak Gizli bir günaha teslim oldular Başlarsa titremeye kınında kılıç Sarsılır yerinden uzak ufuklar Gel gör bu yastıkta ağlayan kim İsminin baş harfinde sızlayan kim Uzaklara bir mektup Damgası tam yüreğimin üstünde Akşamları damar damar çekiyorsun beni Bedenim yeni bir işgale hazır mı hazır Taze gelincikler süslü mü süslü Yazık sönüveriyor yaktığım her tütsü Yeni topraklara doğru uzanırken Birden çekiliyorum eski hudutlarıma Aşkın emeğidir bu sırtımdaki yük Başım düştü bir defa boynum bükük Müptelayım bir söze Gözlerinin kırıldığı aynalarda Bir kervansarayda,bir han odasında Bekliyorum gelen bulutlarla gözlerini Çölde kıymetlenir rahmetin damlası Cebimde dikili kaldı bu üç satır yazı Senden kalmadır diye saklıyorum Ben hala aynı satırda seni aklıyorum Bak kalkan düştü yere ben sarsıldım Bak senin içindi bu kavga hiç durmadım Karanlığa bir adım Sana uzak,sona yakınım İçime kıvılcımlar düştüğü zaman Bu ateş nemrutu dahi kapladığında Cansız bir ölünün yüzüne dağılan Sevincin kurdelesini alıp gel Kırmızı bir orkide kalıyor yalnız Duaya kenetlenen ellerimde Sana doğru kapılıp giderken rüya Dur kar tanesi,dur yağmur damlası Güz olmadan süzülme doğaya Bu mevsimde ayrılık başka
Mar. 12
|
|
|
⋆★Hatice★⋆ .wrote:
Hadi git yâr! Daha fazla sen yüklenemiyor kalbim. Daha derin düşleri kaldıramıyor bedenim. Kalmadı lügatimde içimi yakmayan bir söz. Bendeki resmini sakladığım sandık; bir çift göz? Yâr! ekseni değişti artık dünyamın. Ne geceleri uykuya teslim ediyorum düşüncelerimi. Ne de sabahları gündoğumlarıyla yeni bir yelken açabiliyorum kurtuluşuma. Her benle başlayıp senle devam etmek zorunda olan gün, dikenli bir dal oluyor bana. Hadi gönlüm Defalarca düş uçurumlardan, kan-revan ol. Ve boşalt içini. Damarlarından ansızın geçen ve yarı anlamlı kılan ezinci katlet. Bitir bu sonsuz şiiri. Son bulsun ağıt tadındaki sevgi söylemleri. Yâr yüreğimdeki ismini başka bir yere sevk et hadi. Ah yâr gün gün mısralar döktün içime. Yüreğimi sana dair söylenmiş mısralarımla yıkadın. Ben hep sana uzaktım. Yollarda kaybolsam sen önüme çıkan tuzaktın. Ben, her gece göz yaşlarımla yıkadığım masallarımı saçlarına yolladım. Saçlarından kulaklarına musalla taşı gibi bir soğuklukla inip, beni sana anlatır sandım. Yanıldım? Hicran yağmurlarından sıyrılıp ötelerde kendimi aradım, bulamadım? Hayatımın gençlik satırlarında adı geçen yâr. Sırtımı her döndüğümde bir can yitirdim bu bahar? İdama giderken hislerim, güneşim yüzünü görmeyi bekledim hep. Kalemi kırık bir aşkı mühürledim yüreğime. ?unuttum? diye haykırırken bile unutmadığımı ispatlıyordum kendime. Yoruldum yâr! Bütün kapılarımı kapatmaya hazırlanıyorum gönlümün. Kimliğimi hediye edip bu şehre, her bir adımımda anıları sürükleyip ardımdan ve rotamı da ekleyip nabzıma gidiyorum? Mutlu günlerin gelmesini bekleyen çehremdeki çizgileri siliyorum. Ceplerimi dolduruyorum yedekteki acılarla. Her sabah yüzümü yıkadığım tavana asıyorum hayallerimi. Ansızın içime düştüğün günden beri ayakları burkuldu ömrümün. Ve ben her gün bir daha ölmek için uyanır oldum uykumdan. Paslandı gözlerim. Sen kendin için kal yâr ben senin için giderim. Bu defa sürgünlere giden yüreğime bedenimi de eklerim. Bağdat olurum yıkılırım kurşunlara. Filistin olurum kalırım duvarlar arasında. Ama yine de İstanbul’u saklarım alınyazımda. Nerde olursam olayım unutma yâr; yarın yeni bir gün ve her yeni günde olduğu gibi senli ölüme hazırlanıyor gönlüm… Hatice
Mar. 8
|